Etiket arşivi: Sinema

All hail Sinatra!

Müzikleri kasetten dinlediğimiz dönemde yaşadığım rap müzik çılgınlığından caz müziğe öyle sert bir geçiş yapmıştım ki hayatımın bir dönemi hunharca Frank Sinatra olmuştu. Seslendirmiş olduğu şarkı sayısında dahi bir uzlaşma sağlanamamış olduğundan (1200 ile 1800 arasında) sonsuza dek Sinatra dinleme korkusuna kapıldığımda filmlerine geçmiştim.

Öncelikle Frank Sinatra ve Dean Martin’in on bin kere izlemiş olduğum bar videosunu buraya bırakayım.

Sinatra benim için nostaljik ya da eski değildi, keşfettiğim zaman tüm müzik türlerini bir kenara itip onu dinlemiştim. Sinatra benim için Dean Martin, Ella Fitzgerald, Sammy Davis Jr. gibi isimlere açılan kapı olmuştu aynı zamanda. Hal böyle olunca doğum gününü boş geçmek olmaz diye düşünerek bir kaç filmini (benim favorim olanları) paylaşmak istedim. Şarkılarını unutmaya fırsatımız yok ki hatırlayalım.

… ve evet, bugün Frank Sinatra’nın doğum günü.

 

Hemen izlemek isterseniz diye, tatmin edici bir kaynak: http://goo.gl/nOQMnM


 

 

 

Reklamlar

“The Final Cut”

Açık Bilim için yeni yazımı hazırlarken karşılaştığım The Final Cut, geçtiğimiz ağustos ayında hayatını kaybeden Robin Williams’ın başrolünü oynadığı bir bilim kurgu filmi. Gotik temalı siberpunk bilim kurgudan sıkılanlar için ahşap klavyeli kahverengi bir film. 2004 yapımı. IMDb puanı: 6,2/10

Filmde insanlar henüz anne karnındayken Zoe adındaki beyin implantlarına sahip olabiliyor ve böylece doğdukları andan itibaren bütün hayatları onların gözünden kaydediliyor ve öldükten sonra kişinin hayatı bir video biçiminde izlenebiliyor. Mahremiyetin neredeyse olmadığı bu sistem “kurgucu” adlı bir meslek oluşturmuş. Kurgucular, kişi öldükten sonra implantlarındaki görüntüleri derleyerek istenmeyen görüntüleri silen kişiler. Robin Williams da Alan adında başarılı bir kurgucu olarak karşımıza çıkıyor.

 

Sinemadan Edebiyata: Çılgın Bilim İnsanı

Dağınık saçları, kurnaz bakışları, boğazlı önlüğü ve eldivenleriyle çılgın bilim insanı figürüne dünya klasiği romanlarda, dizilerde, sinema filmlerinde, çizgi-romanlarda ve daha pek çok alanda oldukça sık rastladığımız bir gerçek. Özellikle bilim-kurgu türünün olmazsa olmazlarından sayılan bu çılgın bilim insanları Howie tarzı boğazlı önlükleri Almanca’dan devşirme soyadları ve kendilerine özgü aksanları ile kahkaha atan sinir bozucu bir klişeye dönüşmüş durumda.

Açık Bilim/ Eylül ’14/ Sinemadan Edebiyata: Çılgın Bilim İnsanı

“Frank”

Hep de vurdu kırdı (Marvel’e ithafen) izleyemiyor insan. Sakin; komedi, dram türü filmler arzu ediyor gönül. Tam aradığım şeyi bulduğum filmlerden biri: Frank.

Filmde müzik, komedi, bolca anlamsız, beklenmedik sahne ve kafasında maskeyle yaşayan Frank var. Uzaylı istilalarını, polisiye ve aşk hikayelerini klişe kabul edenler için sıradışı bir film. Kendisini “tatlı” olarak ifade ediyorum.

The Freshies adlı punk grubundan ilham alan bu film için harcamanız gereken süre: 1 saat 35 dakika.
Yönetmen: Lenny Abrahamson

Filmde amatör müzisyen Jon ve kendisini bir anda içinde bulduğu, kafasında maskeyle gezen Frank’in liderliğindeki ilginç müzik grubunun bir hikayesi anlatılıyor.

Sosyal medya unsurunun son dönem filmlerde sıkça kullanıldığına da dikkat çekmek lazım.

 

 

“Days of Future Past”

En güncel X-Men filmi de vizyonda. Film için Days of Future Past gibi biraz kafa karıştıran ama kulağa bence havalı gelen bir isim seçilmiş.
 

 
Infographic-XMenMoviesChronology-v1-LargeX-Men sinema filmlerini izlemiş olanlar X-Men serisinin bir zaman karmaşası içinde beyaz perdeye aktarıldığını fark etmişlerdir. Önce 1-2-3 kabul edilebilecek bir X-Men serisi tamamlanıp, ardından X-Men Origins: Wolverine ile X-Men öncesi dönemlere ardından “First Class” ile Xavier’in henüz ayakları üzerinde durduğu dönemi anlatmış, peşinden bir Wolverine filmi daha da çekmişlerdi. Son olarak söz konusu Days of Future Past filmi aslında uzak bir gelecekte geçse de ağırlıklı olarak ilk X-Men filminin hemen öncesini anlatmakta. Ancak X-Men Origins: Wolverine filmi X-Men: First Class, Days of Future Past ve X-Men filmini de kısmen kronolojik olarak kapsamaktadır; evet, biraz karışık. Görsele tıklayarak X-Men filmlerinin ayrıntılı kronolojisi görebilirsiniz.

Türkçe’ye resmi olara “Geçmiş Günler Gelecek” olarak çevrilmiş filmde oyuncular da elbette diğer X-Men filmlerinden aşina olduğumuz yüzler. Çizgi romanlarda Quicksilver olarak tanıdığımız Pietro Maximoff rolü için de Evan Peters bence başarılı bir seçim olmuş. Bu arada belirtmek gerekir ki Maximoff, çizgi roman kurgusunda Magneto’nun oğludur. (bkz. Son of M) Yeri gelmişken Erik’in Pentagon’dan kaçırılması sürecinde Maximoff’u izlemekten büyük zevk aldığımı da belirteyim. Zamandaki genleşme, Maximoff’un mizahı ve müzik oldukça etkileyici şekilde bir araya getirilmiş.

Elbette her Marvel filmi gibi bu film de oldukça vurdulu, kırdılı; bilimsel açıdan açıklanamayacak kadar saçma olaylardan oluşmakta. Magneto’nun stadyum uçurması gibi şiddetle abartılı hareketler görmekteyiz. Sanatsal açıdan zayıf olsa da Marvel filmlerinde görmeyi beklediğimiz şeyler de bunlar değil mi?

Sentinel01
Altyazıda Gözcü olarak geçen, mutant karşıtı silahlar Fox Kids, Jetix zamanlarından X-Men çizgi filmlerinde defalarca gördüğümüz o meşhur Sentinel’lerdir. İtiraf etmem gerekirse bu gözcülerin o gözcüler olduğunu fark etmem epey zamanımı aldı. Ne kadar uzaklaşmışız o günlerden dedim, Sentinellerin çizgi film görüntüsü eminim benim gibi pek çok kişinin daha çocukluğuna anlam katmıştır.

Filmin IMDb puanı 8.8 ve en iyi filmler sıralamasında 73. sırada; bu da demektir ki şu an için en yüksek puana sahip X-Men filmi, Days of Future Past’tır. Aslında fimin daha önce de belirttiğim gibi bilimsel anlamda “açıklanabilecek” pek ayrıntısı yok. Evet, her yer görsel efekt; baştan sonra bir Marvel filmi ve elbette Amerikan başkanı konuya dahil oluyor. Ah şu süper kahraman filmlerinin aşikar Amerikan propagandası…

Çok fazla spoiler vermeden üstün körü değerlendirmek istedim. Marvel filmi beklentilerini karşılar nitelikte. Diğer X-Men filmleri ile ortak düşünüldüğünde üzerine düşündüren, kafa yoran bir konusu olduğuna inandığım sıkılmadan 131 dakika geçireceğiniz bir film. Kimilerine göre ise en iyi X-Men filmi.

Marvel filmlerinde artık bir çok kişi tarafından bilinen ve izlemek için jenerik sonrasına kadar bekleten spoilerdan elbette bu filmde de vardı. Sahnede çölde özel gücü ile kayaları havada uçurup birleştirerek piramit yapan bir genç ve ona “En Sabah Nur” narası ile tapınan insanlar gösteriliyor. Bu adı duyan sıkı çizgi-roman takipçilerinin aklına hemen ilk mutant olarak bilinen Mısır doğumlu  Apocalypse gelmiş olsa gerek. Zira “En Sabah Nur”, Apocalypse’in gerçek adıdır. Bu sahnenin 2016’da çıkması beklenen X-Men: Apocalypse filminin habercisi olduğunu tahmin ediyorum.