Etiket arşivi: Bilim

HIBIT

Geçtiğimiz aylarda bir projemi bir konferansta poster olarak sergilemek/sunmak gibi bir iş edinmiştim. Bu macera sonunda bir kaç laf biriktirmiş oldum. Bunları not almıştım hemen yazılaştırmak adına ancak çarşambayı sel aldı, bir miktar geçikmiş oldu.

Lisans 3. sınıfta yani geçtiğimiz yıl ilk biyoinformatik projemi gerçekleştirdim. Mükemmel bir özetle, okuldaki bir hocamla ChIP-Seq sonuçlarında birden fazla yere haritalanan dizilerin geri kazanılmasına yönelik kafa yormuştuk. Proje dönem sonunda teslim edildikten sonra rafa kalkmıştı. Ta ki hocamın dikkat çekmesi ile HIBIT’ten haberdar olana dek. Sonrasında proje ile HIBIT’i bir posterde birleştirecektim. HIBIT yazısının devamı

Reklamlar

Super Science Friends

Çizgi dizileri izlemek için çocuk olmaya gerek olmadığının farkındayız. Hatta Simpsons ile büyüyen bir nesil şimdi çoluk çoçuk sahibi.

South Park, Family Guy gibi “çocuklar için” sayılmayan çizgi dizileri her zaman izledik, izliyoruz. Adventure Time, Regular Show gibi humorlu çizgilerin tadı da hep damağımızda.

Bazen de öyle yapımlar çıkıyor ki mizah desen inceden, çizgiler özgün, tema şahane. Bundan tam 1 yıl önce Kickstarter’da bir proje sessiz sedasız kendine fon oluşturmak istemiş, 1 ay içerisinde 29,383 Kanada Doları toplayarak, hayata geçmiş. Sonrasında da fonlama sırasında vaat ettiklerini sahiplerine göndermiş. Super Science Friends yazısının devamı

Isaac Asimov

Madem robotları cok seviyorum hemen hepimizin izlemiş olduğu “Ben, Robot” filminin yazarından bahsedeyim. Isaac Asimov. Senin benim sahip olduğumuz uzay çağı ve bilim-kurgu kurmacalarının tohumlarını atan adam, Star Wars’tan daha uçuk fikirleri vardı, hem de 60 yıl öncesinden.

1920 doğumlu biyokimyacı ve bilim kurgu yazarı. Hatta direk bir çok yazar ve okurun ortak görüşüne göre bilim kurgunun ustası. Ben onu ilk kez Bilim Teknik dergisinin bir sayısında verilen Robot Kanunları ile tanıdım. Bu kanunlara ilk kez 1941’de yayımladığı Liar! adlı hikayesinde yer vermiş. Şöyle ki:

  1. Bir robot insana zarar veremez ve tepkisiz kalarak bir insanın zarar görmesine izin veremez.
  2. Bir robot birinci kanuna aykırı olmadığı sürece insanlar tarafından verilen tüm emirlere itaat eder.
  3. Bir robot birinci ve ikinci kanuna aykırı bir durum olmadığı sürece kendi varlığını korumak zorundadır.

Bilimsel kurgu içeren bu kanunlar sadece o hikayede kalmamış robot etiği adı altında robot üreticileri için birer ölçüt olmuşlar. Yalnız burada ufacık bir sorun göze çarpıyor. Robotlara insan kavramının nasıl tanıtılacağı. Tamam, robot bu kanunlara uyacak; peki, insan diye tabir ettiği kavram tam olarak ne olacak? Savaşta kullanılan robotlar ise kanunlardaki bu açığını çoktan fark etmiş durumda.

Her neyse biraz Asimov’dan bahsedeyim. 1983’te bir kalp ameliyatı geçirmiş ve kendisine verilen kandan AIDS kapmış, bu 1992’de ölümüne sebep olmuş ve ölüm sebebi on yıl gibi uzun bir süre kamuoyundan gizlenmiş.

Aslen Rusya doğumlu bir yahudi olmasına rağmen Amerika’da büyümüş, bir çok fen dalında doktora yapmış ve eğitimi ise 1979’da Boston Üniversitesi’nde profesör olarak tamamlamış.

20 yaşından önce yazmaya başladığı bilim kurgu hikaye ve romanları ile asıl üne kavuşmuş. Ve bence kimya ve biyoloji dalında eğitim görmesi onun robot ve uzaylı tabirlerini bilimsellik ve tutarlılıklarla sağlamlaştırılmış. Kurguladığı robotlar çağının ötesinde olmakla birlikte içi boş bilim-kurgu romanlarından öteye taşınmış, karakterlerin gerçekçiliği onlarla karşılaşabileceğinize inanacak derecede ayakları yere basan bir hal almış.

Bir çok kısa hikayesiyle bile vay canına dedirtebilen Asimov onlarca ödül almış. 1941’de yayımlanan Nightfall adlı kısa öyküsü, 1968’de Amerikan Bilim-Kurgu Yazarları adlı kuruluş tarafından o zamana dek yazılmış en iyi bilim-kurgu öyküsü seçilmiş. Nightfall’da ne anlattığını birazdan söyleyeceğim ama önce hayatından bir kesit paylaşmak istiyorum.

Bilim-kurgu zekasına sahip olmasının bedelini hayatının ilk yıllarında ödemiş. Hem de hiç unutamayacağı bir şekilde. Zihni onu hapsedilmeye karşı yönetmiş değil bu gezegen evrenin dahi dar geldiği hikayelerinin sebebi biraz acıklı biraz tuhaf.

1923’te Isaac daha 3 yaşında iken Asimov ailesi, ellerinde bir bavulla Rusya’nın Petrovichi kasabasından ayrılır. New York’a yolculuk tam yirmi dört gün sürer. Yirmi dört gün. Çocuk yaştaki Asimov bu yolculuğun pek de yasal olmaması nedeniyle, tüm bu yolculuğu bavulun içinde geçirir. Ve Asimov yirmi bir yaşına geldiğinde Nightfall adlı kısa bilim-kurgu öyküsünü yayımlar; birden fazla güneşi olduğu için gecesi olmayan bir gezegeni anlatır. Ondaki yirmi dört günlük yarı karanlık, beslenme zamanları hariç yaşadığı o bitmek bilmeyen karanlığın acısını çıkarır gibi sadece bin yılda bir karanlık olan gezegeni anlatır

Gerçekten tuhaf bir başlangıç. Nighfall’dan sonra Vakıf serisi ve Robot serisiyle şaşırtmaya devam etmiş ve en iyi üç bilim-kurgu yazarından biri seçilmiştir. Günde 8 saat yazdığı söylenir ve gene gariptir yazı yazmadığı çoğu zaman koltuğunda kendi kendine “doktor Asimov, doktor Asimov” diye söylenerek sallanırmış.

Eserlerinden bir kaçının adını verirsem biraz daha bilgi sahibi olabilirsiniz nasıl bir kişiliğe sahip olduğundan;

  • Sonsuzluğun Sonu
  • Şafağın Robotları
  • Melezler Venüste
  • Uzayın Bekçileri
  • Sonsuzun Tohumları
  • Altın Galaksi

Ve daha niceleri; 500’den fazla eseri olduğu söyleniyor, Vakıf serisi 40 kitaptan uzunmuş mesela. Ve 40 ve 50’li yıllarda yazdığını düşünürsek bugün insanoğlu uzay çağı hakkında ne kadar yorum yapabilme kapasitesine sahip ise hepsi onun attığı tohumlar sayesinde. Beyin okuyan robotlardan Nasa’dan önce Mars’ın nasıl bir yer olduğunu, bugunkü küresel ısınmayı ve hızlı nüfus artışını öngörmüş bir adam. Bana sorarsanız herkesin realist olduğu bir dönemde robot kavramını sanayi tipi robotlardan kurtaran ve bugünün tasarımları adına en sağlam ve ilgi çekici ilhamları veren kişi odur.

Hiçbir zaman savaş yanlısı olmamış ancak çözümleri biraz tuhaf olmuş. Ölümünden sonra yayımlanan içinde bir çok mektup ve notlarının da bulunduğu biyografisinden bir alıntıyla bitireyim yazımı.

Isaac Asimov
Isaac Asimov

“Dünyadaki her ülke, yapılacak tüm savaşlarda, savaşı kaybeden tarafın generalinin hemen infaz edilmesini kararlaştırsın. O zaman bir savaş çıkması ihtimali doğduğu vakit iki tarafın askeri kanadı da, generaller savaşı kaybetmeyi göze alamadıklarından, savaşa henüz hazır olmadıklarını söyleyeceklerdir.”