Etiket arşivi: bilim-kurgu

Voice Over

Jose Martín Rosete, Luiso Berdejo

Birbirinin aynısı olduğu iddiasıyla üç aşırı durumu anlatan İspanya yapımı Fransızca dilinde 10 dakikalık bir film. Bilim kurgu, savaş, aksiyon ve dram unsurları içeren ve yönetmenine En İyi Sinematografi ödülü kazandıran filmin IMDb puanı ise 7.3/10.

***

Reklamlar

Biyopunk Kısaları

Kimlik Yok

Duyduğuma göre bir mahallede rutin kontrol yapan polisler aynı kimlikte 14 kişiyi tutuklamış. 14 kişi.. muhtemelen eğlenmek isteyen bir grup. Böyle bir şey ilk ne zaman kayıtlara geçecek diye merak ediyordum.

Bütün insanların kimliklerini, elektronik dövmelerle değiştirdiler. RFID çiplerinin bir tür uygulaması. Buna halkın önemli bir kısmı hayır demişti ancak çoğunluk değillerdi ve hala bir ülke vatandaşı olmak isteyen herkes bu kimlik dövmelerini yaptırmaya mecbur kaldı. Başlarda her şey kolaylaşmış gibiydi ancak resmi açıklamalar olmasa da kimliklerin hackelenebildiği ortaya çıktı. Devletin düzeltmesi gereken büyük bir sorun…

Biyonik Göz

Bir gün bütün insanların kör olma riski var. Bir anda. Babam ilk biyonik gözümü taktırmak istediğimde “Kendi gözüne değil de başkasının verdiğine mi güvenceksin?” diye sormuştu. Tüm arkadaşlarım biyonik gözleri ile internette gezinebiliyordu. Hala cep telefonuyla mı dolaşsaydım.

Bir mikroçip beyne diğeri göze. Ne düşünüyorsan gözünde, ne görüyorsan beyninde. Hatta video izlerken sesler doğrudan işitsel sinirlere iletiliyor. İnanılmaz bir his. Bir şey izliyorsunuz ancak sesi kulağınızla duymuyorsunuz. Sistemin beyindeki kısmı arkadaşlar arasında bağlanıp aynı şeylere bakmamıza da olanak sağlıyor.


Parmak Uçlarımda

Birkaç yıl önce bir internet sitesinde kendi işaret parmağına bir termal sensör yerleştiren bir adama rastlamıştım. Cisimlere dokunmadan sıcaklıklarını hissedebiliyordu. Bugün parmak uçlarımda beş farklı sensör var. Belki merak edersiniz sayayım. Baş parmağımda bir mıknatıs var ve manyetik alanı hissetmemi sağlıyor, işaret parmağımda bir termal sensör, orta parmağımda bir tür radar, yüzük parmağımda bir nem ölçer (biliyorum çok gereksiz), serçe parmağımda ise bir ivme ölçer var.


Hafıza Çipi

Bunama nasıl tedavi edildi? Beynin 2. ve 5. katmanlarına elektrotlar yerleştirdiler, beyin ne zaman bir kıpırdanma oluştursa bu elektrotlar destek oluyor ve insanlar bir şeyleri daha rahat hatırlıyordu. Bunun üzerinden 30 yıl geçti.

Bunamak mı? Tek yapmanız gereken arada bir hafıza mikroçipinizi internete bağlayıp senkronize etmek. Unuttuğunuz şeyleri geri getirebilir, dahasını yükleyebilirsiniz. Ne büyük heyecandı, ilk hafıza çipleri bir kaç kilobayttı, şimdi gigabaytlarca veri kafasının altında. Ancak hala yavaş. Veri hacmi arttıkça hatırlamak güçleşiyor.

Malesef sıkıcı, herkes her şeyi biliyor. Bilmese bile internetten dakikalar içinde indirip öğrenebilir. Az gelişmiş bir uzaylı gelse “işe alırken, insanları nasıl seçiyorsunuz” dese verecek cevabımız yok. Fark etmiyor. Zaten iş gücü makineler, beyin gücü makineler. Sahi bunca insan nasıl vakit geçiriyor?


Çip Karşıtı

Kim olduğum önemli değil. Her şey buz dolabındaki abur cuburları yerken mahremiyetin tanımını düşümem ile başladı. Eski kitaplarda “gizlilik” olarak ifade edilirdi. Gizlilik… İnsanlar nerede yaşadığımı bilmiyordu fakat internetten kalp ritmimi izleyebiliyorlardı. İnanılmaz bir karmaşa. Şirketler herkese mikroçipler taktı, oldukça yüksek fiyatlara. İnsanlar bunlarla kendi bedenlerini takip edebiliyordu ve elbette inkar etseler de şirketler de. Her hizmetin bedeli olarak borcunu ödeyemeyen insanlar olduğunda şirket bir ekip gönderip çipini geri alıyordu.

İnsanlar çipleri ne için bu kadar göze alabiliyordu. Biraz moda biraz insan kapasitesini aşma heyecanı. İnternete giren bir beyin, rüyaları kaydeden cihazlar henüz ortadan kaldırılmamış hastalıkların tedavisi ve elbette biyolojik verileri sosyal ağlarda paylaşabilme imkanı.

İnternette “fazla yağlarını yakmanız için” mikroçiplere yüklenen yazılımlardan aşırı sıkıldığım bir gün, çip karşıtı bir blog oluşturdum. Başta eğlencesineydi ancak sonra kendimi bir anda insanlara çiplerini nasıl engelleyebileceklerini, çıkarabileceklerini veya hackleyebileceklerini anlatan yazılar yayınlarken buldum. İnanılmaz bir güruh bir kıvılcımı bekliyor gibiydi ve bir lidere ihtiyaçları yoktu. İnsanlara eski tanımıyla mahremiyeti vermek için yanıp tutuşuyorlardı. Biyohackerlar denilen bir kitle oluştu ve çiplere mahremiyet sınırları koyan yazılımlar ve donanımlar üretmeye başladık.

 

“The Final Cut”

Açık Bilim için yeni yazımı hazırlarken karşılaştığım The Final Cut, geçtiğimiz ağustos ayında hayatını kaybeden Robin Williams’ın başrolünü oynadığı bir bilim kurgu filmi. Gotik temalı siberpunk bilim kurgudan sıkılanlar için ahşap klavyeli kahverengi bir film. 2004 yapımı. IMDb puanı: 6,2/10

Filmde insanlar henüz anne karnındayken Zoe adındaki beyin implantlarına sahip olabiliyor ve böylece doğdukları andan itibaren bütün hayatları onların gözünden kaydediliyor ve öldükten sonra kişinin hayatı bir video biçiminde izlenebiliyor. Mahremiyetin neredeyse olmadığı bu sistem “kurgucu” adlı bir meslek oluşturmuş. Kurgucular, kişi öldükten sonra implantlarındaki görüntüleri derleyerek istenmeyen görüntüleri silen kişiler. Robin Williams da Alan adında başarılı bir kurgucu olarak karşımıza çıkıyor.

 

“Repo! Genetik Opera”

Organ yetmezliğinin zirve yaptığı bir gelecekte, ölmek üzere olduğunuz bir anda paranızın yetmediği organ naklini biri sizin için üstlense ve ücreti taksitli olarak geri istese; ancak geciken bir taksit için bir Geri Alıcı’nın gelip sizi bulduğunda o organı canlı canlı geri alacağını bilseniz, gene de hayatta kalmak ister miydiniz?

Bir film, “Repo! Genetik Opera” tam da bunu anlatıyor hayatta kalmak için ya da modaya uygun olmak için hatta röntgen görüntüsünde organların güzel görünmesi için keyfi cerrahi operasyonların yapıldığı ve bedelinin ağır ödendiği bir distopya anlatıyor.

Yıl 2056; Zydrate adlı *öforik ağrı kesici sıvı ile insanların keyfi cerrahi operasyonlardan acı değil zevk aldıkları bir gelecek… GeneCo şirketi, bu trajik ortamı körükleyen tekel biyoteknoloji sağlayıcısı. Taksidi geciken veya ödenmeyen organlar için yasalarca kabul edilmiş **Repo Man adlı geri alıcı şirket tarafından, kişiyi bulup organı geri alması için gönderilir. Yanı sıra, sıkıldıkça organ değiştirmek isteyen, organlarını satmak isteyen ya da keyfi kesip biçilme isteği duyan bağımlılar için ölülerden Zydrate çalan bir mezar hırsızı tarafından Zydrate karaborsası da oluşturmuştur. Genetik Opera ise GeneCo’nun gövde gösterisi sayılan bir etkinliktir.

Bu hengamede babası Repo Man olan hasta genç kız Shilo’nun GeneCo’nun CEO’sunun da dahil olduğu gizemli aile hayatının anlatıldığı film bilim-kurgu türündeki film, gotik temalı müzikal korku filmi şeklinde sunulmuş. Bolca kan, organ sahneleri, aykırı karakterler, karanlık ve rock müziğin hakim olduğu filmde çizgi-roman teması da kullanılmış. Oldukça sıradışı bir sunuma sahip bu filmin IMDB puanı ise 6.7

Fragmanına bir göz gezdirip “İzlemeli miyim?” sorusuna cevap bulabilirsiniz.

Dipnotlar ve Kaynaklar

 

*Öfori: Kişinin hoşnutluk duyduğu ve kendisini iyi hissettiği bir ruhsal durumdur, Coşku
**Repo Man: İngilizce “Repossess” (yeniden sahip olmak) kelimesinden türetilmiştir.