Yapmanız gereken, anlayamayacağınız, unutulmaz, birbirinden iddialı…

Bu liste içerik olayını kim çıkardı, bir adım öne çıksın.

Korkarım çevrimiçi içerik üreticiliğinde yepyeni bir dönemdeyiz. Liste dönemi. Liste derleyici yazarların bir kısmının artık paragraflardan oluşan düz yazı yazma yeteneğini kaybetmiş olabileceğini bile düşünüyorum. Kimse gene de kişisel algılamasın.

Bir olayı, konuyu, olayları, konuları irdeleyen, inceleyen uzun ve “özgün” yazılar yazmanın zorluğu malum; hele de fotoğraflardan ve altlarındaki küçük paragraflardan oluşan listeler daha fazla talep görüyorsa. Düzenli liste üreticisi veya unutulmaz, muhteşem, en iyi yazarı iseniz bundan sonrası belki biraz gururunuza dokunabilir. Yoğun serzenişte bulunacağım.

Aslında bir tür alay etme amacıyla bu yazıyı bir liste şeklinde yazmayı da düşündüm ancak yapamıyorum; bende de listeleme yeteneği yokmuş.

Liste furyasının ne zaman başladığını daha doğrusu nerede dananın kuyruğunun koptuğunu tam kestiremiyorum. Şu anki duruma bakılırsa listelerin BuzzFeed üzerinden ülkeye girip Listelist ve Onedio ile evlerimize girdiğinden yana güçlü hislerim var.

Dünya’da geçirdiğim vakte oranla uzun sayılacak süredir blog yazıyorum. Bir kaç yıl öncesine kadar listeler keyif veren nadir şeylerdi şaşırtırdı, aydınlatırdı. Listeler bir zamanlar kafa yorulmuş, yaratılmış şeylerdi; ama hiçbir zaman bu kadar sömürülmemişti bu içerik türü.

Listeler konusunda bazı önemli tespitlerimden bahsetmek istiyorum. Bunlardan ilki aslında bir takım çevreler  da farkında bu durumun. Ekşi sözlük gibi bilumum siteler, bugün ana akım liste üreticilerinin en bereketli kaynağı. Bu mecralar yapısı gereği zaten listelerden oluşuyor. Bir başlığa girin ve yazanlara ait görselleri bulun, döşeyin listenizi. Hatta binlerce entry bulunan “Türk olmak” gibi başlıklarda “Sadece Türk Olanların Anlayabileceği” on yıllık liste içeriği mevcut.

Dünya’da liste işinin suyunu çıkaranın BuzzFeed olduğuna emin gibiyim. Haliyle Türkçeleşebilecek bir liste seçip fotoğrafları kopyalar altına bir başlık, iki satır cümle ile  fişeklersiniz. İçinizde biraz vicdan varsa 0.0005 punto ile “İçeriğin Orjinali: …” ya da “Çeviridir” diye kaynak belirtirsiniz.

Türk insanının kesinlikle ama kesinlikle Türklükte klişe olmuş şeylere duyduğu bir tutku var. Başka bir bakışla, Türk olmayı pohpohlayan ya da “bizde olsa” şeklinde yeren her şeye aşığız. Liste yazarları bunu bir süre önce fazlasıyla fark etmiş olacak ki Facebook’a girdiğimde bu listelerden görmediğim gün geçirmiyorum.

Tabi bu listelere bu kadar açlık varken gün geçmiyor ki yeni bir liste üreticisi ortaya çıkmasın. Liste pastasından pay almak için alakasız, üç beş tane şeyi bir araya getirip bu işin garanti kelimeleri ile pazarlanan listeler oluşturuluyor. Buna bir dur demeyecek miyiz?

Demeyeceğiz. Gene geleneksel bir yerden vurayım. Bir şeyin düz yazıya yedirilerek anlatılmış hali okumayı zaten sevmeyen bir topluma göre değil. Liste liste, madde madde çerez okumalar olsun yeter zaten ne uzun uzun yazılarla milleti oyalıyoruz; özet geçilsin bize.

Mekan listesi yapılır, vizyondaki filmlerin listesi yapılır; yapılır yani liste formatının mecburi olduğu içerik türleri konusunda sözüm meclisten dışarı. Ancak… Buraya kadar okuyup benim listelerin fazla okunuyor olmasını kıskandığımı, popüler olan liste olayına giydirerek prim yapmaya çalıştığım falan aklınıza gelmiştir. Elinizi vicdanınıza koyun sürekli yapmanız gerekenlerin, izlemeniz gerekenlerin, bilmeniz gerekenlerin; x değilseniz anlayamayacağınız şeylerin, on insan tipinin, yirmi özlü sözün, on dört “bizde olsa” durumunun sürekli karşınıza çıkmasından bıkıp usanmadınız mı?

Kolay içerik, sık içerik, fazla tıklanma avantajlarına sahip listelerin bir moda olmasını ve artık bir doyum noktasına ulaşmasını diliyorum. Sonlandırırken dürüst olmak gerekirse içerik üreticiliğinin hedefi tıklanma sayısıdır, fazla tıklanma size bütün kapıları açar bu yüzden SEO gibi şeyler ortaya çıkmıştır. Yazınızın nasıl daha fazla okunmasını sağlarsınız? Bu sorunun basit cevapları vardır. Bugün bir yeni cevap da “liste yapmaktır” olarak eklenebilecek durumda. Bu soru sorulduğunda beraberinde bir “emek” sorunsalına da “bence” getirir. Arama motoru optimizasyonu yapmayan, liste gibi kolay içerikleri tercih etmeyen, klişelerden prim yapmayan… Kısacası aslında tıklanma, ticarileşme uğruna yazısını yozlaştırmamayı tercih eden yazarlar bu piyasada motivasyonu nerede arasın?

“Senin derdin belli oldu” diye de geçmiştir belki içinizden. Aynen.

Reklamlar

Yorum Yap

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s