“En Arka” Adına Röportaj

Merhaba. Biraz kendinizden bahseder misiniz?

20’li yaşlarımdayım. Anadolu yakasında yaşıyorum tabi ki Avrupa yakasında özel bir şirkette çalışıyorum. İşten kalan vaktimi daha çok arkadaşlarımla İstanbul’u gezerek, spor yaparak, bilgisayar oynayarak geçiriyorum.

Bildiğimiz kadarıyla En Arka adlı bir tarikatın kurucu üyelerindensiniz, nedir bu tarikat?

Bu biraz hani denir ya “yaşam tarzı” diye, ahaha. Ben işe gitmek için toplu taşıma kullanan bir kişiyim. Bilirsiniz “iş çıkışı” diye bir kavram vardır. İşte o çıkışlardaki kalabalığı oluşturan güruhtayım. Benim gibi binlercesi var bu şehirde. En Arka, bir anlamda kendi kendini oluşturmuş bir tarikat. İşe giderken ve çıkışta özellikle metrobüslerde sıkışmanın felsefi yönünü sorgulayan kişilerin bir araya geldiği bir topluluk daha çok.

Peki bu oluşum ne zaman resmiyet kazandı?

Ben genellikle duraklarda ilk metrobüsün bittiği diğerinin başladığı noktada bekliyorum. Bi dönem yanlış hatırlamıyorsam iki ay boyunca her sabah kalabalığın yönelimiyle ilk metrobüsün arka kapısına bindim. Altı haftanın sonunda fark ettim ki orada hep aynı kişiler ile seyahat ediyordum. Hepimiz sabah 7 güruhuyduk. Bir kaçıyla bu konu hakkında konuştuysam da kimse aslında birbirini tanımıyordu. Bu kişilerle daha sonra iş çıkışlarında arka tarafta toplanıp sohbet ediyorduk. Bir gün bir şey fark ettim, gereksiz yere sıkışıyorduk. Oysa orta kısımlar nispeten boştu. O an bu topluluğu metrobüse yayıp sohbeti bitirmek istemedim. Daha sonra konusunu açtığımda herkesin benzer düşünceleri aklından geçirmiş olduğunu gördük, o andan itibaren adımız konmuştu.

Kendinize neden tarikat diyorsunuz?

Zaman içinde belirli ritüeller oluşturduk. Bunlardan birisi kapı açıldığında hafif genişleyerek aracı dolu ancak tek kişilik yer varmış gibi gösteriyorduk bunun sebebi aramıza yeni insanlar katmaktı. Bilirsiniz… İnsanlar o tek boşluğa iki kişi girmeye çalışıyor. Bunun insanların bastırılmış sıkışma isteğinin bir sonucu olduğunu düşünüyoruz. Bunun gibi pek çok örneğin boşalan koltuklara oturmayıp sıkışıklığı rahatlatmamak gibi alışkanlıklar edindik diyebiliriz. Amacımız asla oturmak değil bazen boş metrobüse hücum etmenin sıkışıklığını tadıyoruz, arkadaşlarımız eziliyor ancak bu bir fedakarlık işi.

En Arka’nın inandığı değerler nelerdir?

Tabiki en başta sıkışıklık. Burada Istanbul’da insanlar çoğu kez sıkışıyor, farkında olmasalar da sıkışmaya karşı bir yönelim başlıyor. Bu, haklı bir yönelim. Bunun dışında toplu taşımaların koltuk gibi rahat kısımlarının olmasına karşıyız. Daha çok insanı sıkıştırmak mümkünken koltuklar bunun önünde en büyük engel. …ve tabi dostluklar. Biz en sıkı dostlukların en sıkışık metrobüslerde kurulduğuna defalarca şahit olduk.

Yaşadığınız ilginç bir olayı anlatır mısınız?

Bir olay var, bize yeni bir bakış açısı kazandıran bir olay. Hafta sonlarını kiraladığımız 1+1 bir evde 15-20 kişilik bir grupla geçirir, toplu taşıma ile şehri gezeriz. Hemen her duraktan binmiş olmak gibi bir hedefimiz vardır bu arada. Bu kez Burhaniye’den metrobüse binecektik. Bütün metrobüslerin arka kısmı inanılmaz derece boştu, binemezdik. Dokuza yakın araç sonunda neredeyse topluca ağlayacaktık. Durakta dağılmış haldeydik o sırada bir arkadaşımız “bu kez ön tarafa binsek ya” demiş. Bu haber bir kısmımıza ulaşamadan dolu bir metrobüs geldi. Bir galeyanla kendimizi araca attık. O an grubun yarısının ön tarafa bindiği gerçeğiyle bembeyaz kesildik. Orta kısımda insanlar vardı ancak sıkışıklığı yetersizdi. Derhal plan yapmalıydık. Dereken köprü durağında orta kısımdaki insanların neredeyse çoğu indi. O anda metrobüsün iki ucunda iki sıkışık halde grup bakakalmıştık. İkiye ayrılmıştık bu, sıkışıklığın mahvolmasıydı. Bazı arkadaşlarımız bu görüntü karşısında fenalaşmış ancak sıkışıklık sayesinde yere düşmemişti. Orta kısım boştu ve sıkışık bir halde ilerleyemezdik orta kısımları genişlemeden aşmak çok zordu, inmek zorunda kaldık.

Son olarak söylemek istedikleriniz nelerdir?

Sıkışmak evet ter kokusu, evet taciz, evet birisiyle yüz yüze gitmek demek. Ancak her inancın zorlukları vardır. Eğer zihninizi olumsuzluklara kapatabilirseniz, içerdeyken bile metrobüsün kapanan kapısına sıkışmak kadar zevk alabilirsiniz. Eğer biri hastaysa herkese bulaşır, bu bağışıklık kazanmanın en paylaşımcı yoludur. Grubun orta kısmında kaldığınız zaman tutunma ihtiyacınız ortadan kalkar. Asla koltukların boş olmasına kafa yormazsınız ve en önemli sıkışıklık sizi iletişim kurmaya zorlar. Bir daha asla en arka dışında bir yere binmedik, eğer bize katılmak isterseniz her sabah 7’de arka taraftayız, “Orta kısımlar boşsa boş. Biz sıkışmamıza bakarız”.

Reklamlar

Yorum Yap

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s